Audio - Ud.20 Diálogo "¡Mandémosle nuestros mejores deseos!"

¡MANDÉMOSLE NUESTROS MEJORES DESEOS! / EN İYİ DİLEKLERİMİZ SÖYLEYELİM
(Duración: 22:41)

DIÁLOGO

Para escuchar:

  • Nejad’ın babasını tanır mısın?
  • Tanırım; çok kıymetlı bır adamdır. Ee, ne olmuş?
  • Ağır hastaymış.
  • Yazık! Çok üzüldüm. Tuhaf değil mi? Ben de bugün Nejad’ı düşünüyordum.
  • O kadar üzülecek bir şey yok, üzülme. İnşallah iyi olur.
  • İnşallah! Bari bu akşam telefonla hatırını soralım.
  • Çok iyi olur. Saat sekizde telefon ederiz.

Para aprender:
  • Nejad’ın babasını tanır mısın? (¿Conoces el padre de Nejat?) -> [. . . / . . . . / . '. / . .|]
    • kıymet (valor, precio) -> [. . '.]
    • kıymetli (valioso, estimable) -> [. . . '.]
    • adam (hombre) -> [. '.]
    • adamdır (-seguramente- es un hombre) -> [. '. .]
    • ee (bien...entonces...) -> [. '.]
  • Tanırım; çok kıymetlı bır adamdır. Ee, ne olmuş? (Sí, le conozco. Seguramente es un hombre estimable. Bueno...¿qué –le- pasó?) -> [. '. . # '. / . . . . / . / . . . | . '. # '. / . .|]
  • Ağır hastaymış. (Se dice que está gravemente enfermo) -> [. '. / . . .]
    • yazık (¡muy mal! / ¡qué pena!) -> [. '.]
    • üzmek (molestar, preocupar) -> [. '.]
    • üzülmek (estar preocupado) -> [. . '.]
    • tuhaf (extraño, peculiar) -> [. '.]
    • düşünmek (pensar) -> [. . '.]
  • Yazık! Çok üzüldüm. Tuhaf değil mi? Ben de bugün Nejad’ı düşünüyordum. (¡Qué pena! Lo siento mucho. ¿No es extraño? También yo estaba pensando a Nejat hoy.) -> [. '. # '. / . . . | . . / . '. / .| . / . / . . / . . '. / . . . . .]
    • üzülecek bir şey (una cosa de la cual preocuparse) -> [. . . '. / . / .]
  • O kadar üzülecek bir şey yok, üzülme. İnşallah iyi olur. (No hay nada de qué preocuparse, no te angusties. Dios mediante sanará.) -> ['. / . . / . . . . / . / . / '. # . '. . | '. . . | . '. / . .]
  • İnşallah! (¡Lo espero!) -> ['. . .]
    • bari (qué dices si, por qué no, por lo menos) -> ['. .]
    • hatır (el bien, estar bien, sentimiento) -> [. '.]
    • sormak (preguntar) -> [. '.]
  • Bari bu akşam telefonla hatırını soralım. (Por lo menos llamemos esta tarde y preguntemos cómo está Lit. informarse de su bienestar por teléfono) -> [. . / '. / . . / . . '. . / . . . '. / . . .]
  • Çok iyi olur. Saat sekizde telefon ederiz. (Eso estaría muy bien. Llamaremos a las ocho) -> ['. / . . / . . # . . / . . . / . . . / . '. .]

1. EJERCICIOS DE VOCABULARIO

a) Sustituciones simples usando "tanımak" (conocer)


ClavePatrón
Nejad’ın babasını tanırım[. . . / . . . . / . '. .]
(sen)Nejad’ın babasını tanırsın[. . . / . . . . / . '. .]
AhmetAhmed’i tanırsın[. . . / . '. .]
(o)Ahmed’i tanır[. . . / . '.]
Hasan’ın şöförüHasan’ın şöförünü tanır[. . . / . . . . / . '.]
(biz)Hasan’ın şöförünü tanırız[. . . / . . . . / . '. .]
onlarıOnları tanırız[. . . / . '. .]
AhmetAhmet onları tanır[. . / . . . / . '.]
Benim babamAhmet benim babamı tanır[. . / . . / . . . / . '.]
(siz)Benim babamı tanırsınız[. . / . . . / . '. . .]

b) Repetir las frases del punto a) usando la forma negativa

c) Repetir las frases del punto a) usando la partícula interrogativa "–mi?"

d) Frases básicas usando "tanımak" (reconocer)


Ahmed’i derhal tanıdım[. . . / '. . / . . .]Reconocí a Ahmet de inmediato
Beni tanımadınız mı?[. . / . '. . . . / .|]¿No me reconoció/reconocisteis?
Affedersiniz, sizi tanımadım['. . . . . # . . / . '. . .]Discúlpeme/disculpadme, no le/os reconocí
Bizi tanımamiş[. . / . '. . .]Evidentemente no nos reconoció
Bu yolu tanıdın mı?[. / . . / . . '. / .|]¿Reconoces esta calle?
Sizi tanımamışlar[. . / . '. . . .]Aparentemente no le/os han reconocido
Kitabı derhal tanıdık[. . . / '. . / . . .]Reconocimos el libro de inmediato

e) Sustituciones simples usando "tanımak" (conocer, familiarizrse con, encontrar)


ClavePatrón

Onu bir partide tanımış (Se dice que la conoció en una fiesta)
[. . / . / . . '. / . . .]
Ahmed’iAhmed’i bir partide tanımış[. . . / . / . . '. / . . .]
İstanbul’daAhmed’i İstanbul’da tanımış[. . . / . '. . . / . . .]
tanımıştımAhmed’i İstanbul’da tanımıştım (-Yo- había conocido a Ahmet en Estambul)
[. . . / . '. . . / . . . .]
sizdeAhmed’i sizde tanımıştım[. . . / . '. / . . . .]
Ali’nin babasınıAli’nin babasını sizde tanımıştım[. . . / . . . . / . '. / . . . .]
tanıdımAli’nin babasını sizde tanıdım (Conocí el padre de Alí en vuestra casa)
[. . . / . . . . / . '. / . . .]
arkadaşınızıArkadaşınızı sizde tanıdım[. . . . . . / . '. / . . .]
biz Arkadaşınızı sizde tanıdık[. . . . . . / . '. / . . .]
bir kokteyl’deArkadaşınızı bir kokteyl’de tanıdık[. . . . . . / . / . . '. / . . .]
Nejad’ıNejad’ı bir kokteyl’de tanıdık[. . . / . / . . '. / . . .]
sizNejad’ı bir kokteyl’de tanıdınız[. . . / . / . . '. / . . . .]
bizdeNejad’ı bizde tanıdınız[. . . / . '. / . . . .]
tanımıştınızNejad’ı bizde tanımıştınız[. . . / . '. / . . . . .]

f) Sustituciones múltiples usando "bilmek" (saber –un idioma-)


Türkçebiliyormuş[. '. . .]
İngilizcebilmezmiş[. '. .]
Fransızcabiliyorlar[. '. . .]
Almancabilir[. '.]
İspanyolcabiliyor musunuz?[. . '. / . . .|]

bilmiyorum['. . . .]

bilmem[. '.]

g) Sustituciones múltiples usando "bilmek" (conocer –un hecho-)


Konsolosluğun adresinibilmiyorum['. . . .]
Ahmed’in otelinibiliyor musun?[. . '. / . .|]
Otelin isminibilmiyorlarmış['. . . . .]
Yolubilmez[. '.]
Otelin yolunubilmeyiz[. '. .]

bilmez mi?[. '. / .|]

h) Frases básicas usando "üzülmek" (estar preocupado/enfadado, sentirse apenado)


Sabahleyin gitmişler, onları görmedim; çok üzüldüm[. '. . . / . . . # . . . / '. . . # '. / . . .]Aparentemente se fueron esta mañana –y- yo no los vi –así que- me da mucha lástima
Hiç parası yok, yazık; çok üzülüyor[. / . . . / '. # . '. # '. / . . . .]¡Qué pena! No tiene dinero –y- está muy preocupado
Randevularına gecikmişler; çok üzülmüşler[. . . . . . / . . . '. # '. / . . . .]Parece que llegaron en retardo a su cita –y- estaban muy enfadados
Postahaneyi kapamışlar, acele telgraf gönderecekti; çok üzüldü[. . . . . / . . . '. # . . '. / . . / . . . . . # '. / . . .]Habían cerrado la oficina de correos –cuando- iba a mandar un telegrama urgente –y- estaba muy enojado –por ello-
Bize haber vermediler; üzüldük tabii[. . / . . / '. . . . # . . '. / . .]No nos hicieron saber –así que- estábamos naturalmente enfadados
Size söylemediler; buna çok üzüldünüz, değil mi?[. . / . '. . . . # . . / '. / . . . . # . '. / .|]No se/os lo dijeron –y- usted/vosotros estaba/estabais molesto/s –por ello-, ¿no es así?
İstanbul’a gidecek, hiç Türkçe bilmiyor; çok üzülüyor[. '. . . / . . . # . / . . / '. . . # '. / . . . .]Va a Estambul –y- no sabe nada de turco –así que- está muy preocupado
Ucuz otel yokmuş; çok üzülmüşler[. . / . . / '. . # '. / . . . .]No hay/había un hotel económico –así que- parece que están/estaban muy preocupados

i) Frases básicas usando "üzülmek" y "merak etmek" (preocuparse)


Hastaymış; çok üzüldüm[. '. . # '. / . . .]Se dice que está enfermo; estoy muy preocupado
Hastaymış; çok merak ettim[. '. . # '. / . . / . .]
Babam biraz rahatsız; üzülüyoruz[. . / . . / . . '. # . . '. . .]Mi padre está un poco enfermo; estamos preocupados
Babam biraz rahatsız; merak ediyoruz[. . / . . / . . '. # . '. / . . . .]
Üzülme; biraz sonra gelir[. '. . # . . / . . / . '.]No te preocupes; vendrá más tarde
Merak etme; biraz sonra gelir[. . / '. . # . . / . . / . '.]
Hiç bu kadar gecikmezdi; çok üzülüyorum[. / . / . . / . '. . . # '. / . . . . .]Nunca había tardado tanto; me estoy preocupando mucho
Hiç bu kadar gecikmezdi; çok merak ediyorum[. / . / . . / . '. . . # '. / . . / . . . .]

j) Frases básicas usando "merak etmek" (estar curioso, preguntarse)


Çok merak ediyorum; acaba Türkçe biliyor mu?['. / . . / . . . . # . . . / . . / . . '. / .|]Estoy muy curioso; ¿crees que sabe el turco?
Acaba parti nasıl oldu; çok merak ettik[. . . / . . / '. . / . . # '. / . . / . .]Estamos muy curiosos acerca de cómo estuvo la fiesta
Babasını çok merak ediyorum; acaba nasıl bir adam?[. . . . / '. / . . / . . . . # . . . / '. . / . / . .|]Estoy muy curioso acerca de su padre; ¿qué tipo de hombre crees que es?

k) Frases básicas usando "üzmek" (preocupar, molestar)


Babanı o kadar üzme[. . . / . / . . / '. .]¡No molestes tanto a tu padre!
Sen üzülüyorsun; beni de üzüyorsun[. / . . '. . . # . '. / . / . . . .]Estás preocupado –y- me estás preocupando
Arkadaşlarını çok üzer[. . . . . . / '. / . .](Él/ella/eso) molesta mucho sus amigos
Gecikiyor; sizi üzüyor değil mi?[. . '. . # . / . . . # . '. / .|]Llega tarde –y- le/os hace preocupar, ¿no es así?
Affedersiniz; sizi çok üzdük['. . . . . # . . / '. / . .]Discúlpenos/disculpadnos, le/os hicimos preocupar demasiado

l) Frases básicas usando "bari" (por lo menos, a lo mejor)


O çok pahalı; bari bunu alalım[. / '. / . . . # . . / . '. / . . .]Eso es muy costoso, a lo mejor cogeremos esto
Partiye gitmeyeceğiz, bari sinemaya gidelim[. . . / '. . . . . # . . / . '. . . / . . .]-Puesto que- no iremos a la fiesta, por lo menos vayamos al cine
Taksi bulamadık; bari dolmuşla gidelim[. . / . '. . . # . . / . '. . / . . .]No pudimos encontrar un taxi –así que- a lo mejor iremos en un dolmuş
Tercüme etmiyorsunuz; bari okuyun[. . . / '. . . . . # . . / . '. .]-Puesto que- no está/estáis traduciendo, por lo menos lea/leed
Kahvaltı etmiyorsun; bari bir çay iç[. . . / '. . . . # . . / . / '. / .]No estás desayunando –pero- ¡al menos bebe un té!

m) Frases básicas usando "tuhaf" (extraño, peculiar)


Çok tuhaf bir adam['. / . . / . / . .]¡(Es) un hombre muy extraño!
Tuhaf şey![. '. / .]¡-Qué- cosa extraña!
Biraz tuhaf konuşuyor[. . / . '. / . . . .]Habla de modo un poco extraño
Tuhaf konuştu, değil mi?[. '. / . . . # . '. / .|]Habló de modo extraño, ¿verdad?
Tuhaf şeyler söyledi[. '. / . . / . . .]Dijo cosas extrañas
Tuhaf bir şey oldu[. '. / . / . / . .]Sucedió una cosa extraña

n) Frases básicas usando "kıymetli" (valioso, precioso, estimable)


Ahmet kıymetli bir arkadaştır[. . / . . . '. / . / . . .]-Seguramente- Ahmet es un amigo valioso
Bülent beyin çok kıymetli şeyleri var[. . / . . / '. / . . . . / . . . / .]El señor Bülent posee cosas muy preciosas
Bu saat çok kıymetli[. / . . / '. / . . . .]Este reloj es muy precioso / esta hora es muy valiosa

o) Sustituciones múltiples usando "hatır sormak" (preguntar por el estado de salud/ánimo de alguien) (Sin grabación)


Hatırınısordu(Él/ella) preguntó cómo estaba él/ella
Hatırınızısordular(Ellos/as) preguntaron cómo estaba/estabais usted/vosotros
Hatırlarınısorar(Él/ella) pregunta cómo están ellos/as
Hatırımısoracaklar(Ellos/as) preguntarán cómo estoy

sormuşSe dice que preguntó cómo está ....

soruyorEstá preguntando cómo está ...

sormazNo está dispuesto a preguntar cómo está ...


2. PREGUNTAS RELACIONADAS CON EL DIÁLOGO Y PARA DISCUSIÓN

  1. Nejad’ın babasını tanıyor musunuz?
  2. Nasıl bir adammış?
  3. Nejad’ın babasına ne olmuş?
  4. Hasanla Bülent telefonla kimin hatırını soracaklar?
  5. Saat kaçta telefon edecekler?
  6. Bülent’i tanır mısınız?
  7. Onunla nerede tanıştınız?
  8. Bu masa çok ağır mı?
  9. Kimin babası ağır hasta?
  10. Hasan bugün kimi düşünüyormuş?

3. EJERCICIOS GRAMATICALES USANDO "-dir"

Pinchar aquí para ver la gramática

a) Frases básicas usando "-dir" después de "herhalde" (probablemente)


Bu kitap herhalde iyidir['. / . . / . . . / . '. .]Probablemente este libro es bueno
Herhalde buradan çok uzaktır['. . . / . . . / '. / . . .]Probablemente está muy lejos de aquí
Şimdi herhalde biraz pahalıdır[. . / '. . . / . . / . . '. .]Probablemente ahora está un poco caro
Herhalde şimdi memnundur['. . . / . . / . '. .]Probablemente ahora está contenta
Bugün herhalde oteldedirler (oteldelerdir [. . . '. .])[. . / '. . . / . . '. . .]Probablemente hoy están todos en el hotel

b) Frases básicas usando "–miş + -dir" después de "herhalde" (probablemente)


Herhalde dün hareket etmişlerdir['. . . / '. / . . . / . . . .]Probablemente han empezado ayer
Herhalde bizi görmüşlerdir['. . . / . . / . . '. .]Probablemente nos han visto
Haberi herhalde duymuştur[. . . / '. . . / . '. .]Probablemente ha escuchado las noticias
Herhalde işitmiştir['. . . / . . '. .]Probablemente (él/ella/eso) lo ha oído
Herhalde Ahmed’e telefon etmiştir['. . . / . . . / . . '. / . . .]Probablemente ha telefoneado a Ahmet
Herhalde benzin almamışlardır['. . . / . . / '. . . . .]Probablemente no han tenido gasolina

c) Sustituciones simples usando "-dir" y "belki" (tal vez)


belkioradadır['. . . .]Tal vez está allá

o filmi ben de görmüşümdür[. / . . / '. / . / . . . .]Tal vez yo también he visto esa película
bu otel ucuzdur[. / . . / . '. .]Tal vez este hotel es más barato
bu şoför iyi değildir[. / . . / . . / . '. .]Tal vez este chofer no es bueno
partide tanışmışsınızdır[. . '. / . . . . . .]Tal vez os habéis conocido en una fiesta
dolmuş yoktur[. . / '. .]Tal vez no hay ningún dolmuş

taksi vardır[. . / '. .]Tal vez hay un taxi
gitmişlerdir[. . '. .]Tal vez se han ido
gelmemiştir['. . . .]Tal vez no ha venido
sizi görmemiştir[. . / '. . . .]Tal vez no le/os ha visto
tanımamıştır[. '. . . .]Tal vez no –lo- ha reconocido
duymuşlardır[. . '. .]Tal vez -lo- han escuchado

d) Frases básicas usando "-dir" y "acaba" (me pregunto...)


Acaba evde mi(dir)?[. . . / . '. / . .|]Me pregunto si está en casa
Acaba Ahmet nerede(dir)? [. . . / . . / '. . . .|]Me pregunto dónde está Ahmet
Acaba bu otel pahalı mı(dır)?[. . . / . / . . / . . '. / . .|]Me pregunto si este hotel es costoso

e) Sustituciones simples usando "-dir" y "inşallah" (espero)


İnşallahparam vardır[. . / '. .]Espero tener dinero

hasta değildir[. . / . '. .]Espero que no esté enfermo

memnundur[. '. .]Espero que esté contenta

rahattırlar[. '. . .]Espero que estén cómodos

Türkçe biliyordur[. . / . '. . .]Espero que sepa el turco

bekliyordur[. '. . .]Espero que esté esperando

kitap türkçedir[. . / '. . .]Espero que el libro sea turco

çok beklememişlerdir[. / . '. . . . .]Espero que no hayan esperado mucho

çalışmıştır[. . '. .]Espero que haya estudiado

gecikmemişlerdir[. '. . . . .]Espero que no se hayan retrasado

İngilizce öğrenmiştir[. . . . / . . '. .]Espero que haya aprendido el inglés

İyisinizdir[. '. . . .]Espero que esté/estéis bien

gecikmemişimdir[. '. . . . .]Espero que –yo- no esté en retardo

f) Frases básicas usando "inşallah" (Dios mediante) (Sin grabación)


Yarın inşallah size geleceğiz[. . / . . . / . '. / . . . .]Dios mediante iremos a visitarle/visitaros mañana
İnşallah yarın akşam sinemaya gideceğiz[. . . / . . / . . / . '. . . / . . . .]Dios mediante mañana por la tarde iremos al cine
Yarın sabah telefon ederim, inşallah[. . / . . / . . '. / . . . # . . .]Mañana por la mañana llamaré, Dios mediante
Tekrar görüşürüz, inşallah[. '. / . . . . # . . .]Nos veremos de nuevo, Dios mediante
İyi türkçe konuşacağım inşallah[. '. / . . / . . . . . / . . .]Dios mediante hablaré bien el turco

g) Frases básicas usando "-dir" y "muhakkak" (seguramente)


Muhakkak köşede bir taxi vardır['. . . / . . . / . / '. . / . .]Seguramente hay un taxi en la esquina
Muhakkak yemek yemişlerdir['. . . / . . / . . '. .]Seguramente se han comido la comida
Muhakkak telefonla haber vermiştir['. . . / . . . . / . '. / . . .]Seguramente se lo ha hecho saber por telefono
Yazık, bizi muhakkak çok beklemişsinizdir[. '. # . . / '. . . / '. / . . . . . .]¡Qué pena! Seguramente nos ha/habéis esperado mucho –tiempo-
Ali’yi muhakkak tanıyorsunuzdur[. . . / '. . . / . '. . . . .]Seguramente conoce/conocéis a Alí

h) Frases básicas usando "muhakkak" (ciertamente) (Sin grabación)


Muhakkak geleceğiz['. . . / . . '. .]Ciertamente vendremos
Söyleyin, muhakkak yapar[. '. . # '. . . / . .]Dígale que ciertamente –lo- hará
Yedide muhakkak telefon ederim[. . . / '. . . / . . '. / . . .]Ciertamente llamaré a las siete
Muhakkak telgraf çekerim*, merak etmeyin['. . . / . '. / . . . # . . / '. . .]Ciertamente mandaré el telegrama, no se preocupe

* NOTA: çekmek (jalar) ; telgraf çekmek (mandar un telegrama)

i) Frases básicas usando "-dir"


Ahmet dönmuştur[. . / . '. .]Ahmet debe de haber vuelto
Mektubunuzu dün almışlardır[. . . . . / '. / . . . .]Deben haber recibido su/vuestra carta ayer
Kitaplarını odasına bırakmıştır[. . . . . / . . . . / . . '. .]Debe de haber dejado sus libros en su habitación
Sizi sinemada görmüşlerdir[. . / . '. . . / . . . .]Deben de haberle/haberos visto en el cine
Siz o filmi görmüşsünüzdür[. / . / . . / . '. . . .]Usted/vosotros debe/debéis de haber visto esa película
Şimdi çalışıyordur[. . / . . '. . .]Ahora debe de estar trabajando


4. NARRACIÓN

Nejad'ın babası çok iyi ve kıymetli bir adammış, Ankara'da oturuyormuş. Dün Nejad'a bir telgraf göndermişler. Telgrafta: 'Baban çok hasta acele gel' diyorlarmış. Tabii Nejat çok üzülmüş ve derhal Ankara'ya hareket etmiş. İstasyon yolunda Hasan'ı görmüş ama konuşmamış, yalnız selâm vermiş, çünkü çok acele gidiyormuş.

1 comentarios:

William Petitjean on 26 de agosto de 2018, 5:02 dijo...

Fazla bir teşekkürler! Tüm web siteniz ders çalıştım!

¿Has visto algún error en la página?
Ya sea tipográfico, ortográfico, alguna burrada en turco o español, fotos inexistentes, enlaces que no funcionan...

Si es así haznoslo saber en este foro creado en Facebook o manda un email a:


No olvides añadir el link al que haces referencia. Cualquier ayuda o queja (respetuosa) será siempre bienvenida.

ÇOK TEŞEKKÜRLER!!!
 

Administradores

Contacta:

Suscríbete vía email

Escribe tu dirección de email:

Enlaza el curso a tu blog

    Curso de turco / Türkçe kursu Copyright © 2009 Community is Designed by Bie

    Ir Arriba